Modada Cinsiyet Ayrımcılığı Son Buluyor

  • Aydın Gazete
  • 24 Ekim 2017
  • Yorumlar Kapalı

MODA sektöründeki ‘toplumsal cinsiyet kavramı’ üzerine araştırmalar yapan Altınbaş Üniversitesi Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesi, Moda ve Tekstil Tasarımı Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Nihan Akdemir, erkek giyiminin ve mixed gender show (kadın ve erkek giyimine yönelik ortak defileler) kavramının moda sektöründe son derece revaçta olduğunu söyledi.

Modanın tamamen kadının üzerine yapışan bir olgu olmaktan çıkmaya başladığını belirten Akdemir, erkeklerin son 10-15 yılda kendilerine çok daha fazla özen gösterdiğini, toplumun moda olgusunu kadının üstünden kendi kendine almaya başladığını kaydetti.

Tarihte kadını sadece bu noktada gören bir zihniyet olduğunu da hatırlatan Akdemir, “Artık sadece modayla ilgilenen kadın çerçevesi yıkılmaya çalışılıyor. Şu anda modernleşen bir toplum yapısı var” dedi. Konuyla ilgili bir makale de yayınladığını söyleyen Yrd. Doç. Nihan Akdemir, “Kadın ve erkek olmanın biyolojik yönüne toplumun ve kültürün yüklediği rollerce çevrelenmiş olma durumu yani toplumsal cinsiyete karşılık gelen terimin moda sektöründe nasıl ve ne noktada var olduğuyla ilgili bir araştırma yaptım. Sonuçlardan bunun hem güncel anlamda hem de tarihsel süreçte var olduğunu gördüm. Aynı zamanda toplumsal sorumluluk bağlamında da bu konunun moda sektöründe yer bulduğunu görmüş oldum” diye konuştu.

“ANTİK MISIR’DAN RÖNESANS’A ERKEKLER DE GİYİM KUŞAMINA DİKKAT EDİYORDU”

Modanın tarihine bakıldığında Antik Mısır’dan başlayarak Rönesans’a kadar olan süreçte moda algısının hem erkeğin hem kadının üzerinde olduğunu, erkeklerin de kadınlar kadar giyim kuşamına dikkat ettiğini, makyaj yaptığını hatırlatan Yrd. Doç. Akdemir, “Fakat burada bir kırılma noktası var. 17. yüzyıl itibariyle değişen sosyal toplum düzeni ve birtakım değerler bu giyinme noktasını kadının üzerine atfetmeye başladı. Öncesinde böyle değildi sonradan olan bir durum. Aslında moda olgusunu toplumdan ayrı tutamayız. Çünkü toplumla birlikte evrilen bir nokta moda. Ancak burada birtakım toplumsal olaylar, iktidar değişmeleri, erkeğe ‘sen daha az süslen, daha ciddi görün, kadınlar süslensin’ diyerek modayı kadına atfedilen bir noktaya getirmiş” dedi.

“KADINLAR MODANIN SÜREKLİ KADINA ATFEDİLMESİNDEN RAHATSIZ”

Kadına yönelik sadece giyinir, kuşanır, süslenir algısının olduğunu söyleyen Akdemir, şöyle devam etti:

“Modada kadını sınırlayan birtakım noktalar var. Fakat başka bir noktada modanın sürekli kadına atfedilmesinden kadın da rahatsızlık duyuyor. Çünkü moda sadece kadına ait olan bir durum değil. Sanki kadın hiçbir şey yapmaz sadece giyinir, kuşanır gibi bir izlenim yaratılıyor. Bu bazı çevrelerce de eleştirilen bir nokta bu zaten. Günümüzde ise mixedgender showlarla gündeme gelmeye başlayan kadın ve erkekler için ortak defileler yapılıyor. Ünlü moda markaları bunu yapmaya başladılar. Hatta ‘erkek moda haftaları bitiyor mu?’ diye söylentiler de oldu. Fakat öyle bir durum yok. Sadece mixed gender showlar devreye giriyor. Çünkü giyim kuşam stilinde de mixed gender giyim stilleri ön plana çıkmaya başlıyor. Markalar bununla ilgili koleksiyonlar hazırlıyorlar. Hazırladıkları koleksiyonlar hem erkek reyonunda hem kadın reyonunda bulunabiliyor.”

MODA SEKTÖRÜ KADIN ve TOPLUMSAL CİNSİYETKONUSUNDA CİDDİ ÇALIŞMALAR YAPIYOR

Akdemir, kadın üzerindeki algının yıkılması adına moda sektöründe reklamlar aracılığıyla çalışmalar yürütüldüğüne dikkat çekerek sözlerini şöyle noktaladı:

“Geldiğimiz noktada toplumsal cinsiyet ayrımcılığının moda sektöründe de yankı bulduğunu görüyoruz. Bununla ilgili yapılan yine bazı büyük markaların reklam çekimleri var. O reklam çekimlerinde kadına yüklenen rollerin eleştirilmesi yapılıyor. Dolayısıyla kadın sadece evde ev işleriyle uğraşan ya da sadece süslenip gezen bir kadın değil. Kadın; sosyal hayatın da, iş hayatının da bir parçası. Bunlara vurgu yapan reklam çekimleri oluyor. Çünkü medyanın çok önemli etkisi var. Moda sektörünü medyadan bağımsız düşünemeyiz.

Moda sektörü bu alanda ciddi çalışmalar yapıyor.Moda dediğimiz şey insanla, bireyle ve kimlikle doğru orantılı. Biz kimliğimizi neyle ifade ediyoruz; giysilerimizle. Çünkü giysinin statü göstergesi,kimlik,aidiyet gibi anlamları var. Giysi üzerindeki her türlü sembolün bir anlamı olabiliyor. Tarihte de bu böyleydi. Dolayısıyla kimlik, kültür ve giysi ilişkisinden yola çıktığımızda da modayı toplumun içinden ayıramıyoruz. Toplum, kendi değişim sürecinde modayı da kendi gösterge aracı olarak alıp evriliyor. Moda da ondan besleniyor. Moda topluma uyuyor, toplum modaya uyuyor gibi bir çıkarım da yapabiliriz.”

Geri «
İleri »
Tren SeferleriOtobüs SeferleriRüya TabirleriYemek TarifleriSinema Telefonlar