En Doğrusu Dört Nala İletişim

  • Aydın Gazete
  • 12 Aralık 2017
  • Yorumlar Kapalı

Atlar ve insanlar arasında öyle bir iletişim köprüsü var ki, bu köprüden samimi olmayan geçemiyor. Atların gizemli dünyası, iş hayatına ilham verecek ayrıntılarla gizli.

Ortak çalışma alanları, hazır ofis, toplantı odaları ve sanal ofis hizmetleri ile çalışma dünyasına inovatif mekanlar kazandıran Workinton, insanların bir at sayesinde kendileriyle yüzleşmesinin anlatıldığı bir etkinliğe ev sahipliği yaptı. Profesyonel meslek yaşantısını 50’li yaşlara doğru sonlandıran ve daha sonra hayallerinin peşinde koşan Lead Change Türkiye Temsilcisi Aydın Soysal, Workinton’da insan ve atlara dair ilginç bilgiler verdi.

At Kırbaçla İkna Olmaz

Workinton üyelerinin ücretsiz katıldığı Workinlife etkinliğinde konuşan Lead Change Türkiye Temsilcisi Aydın Soysal, atın ikna olmadığı hiçbir davranışın yaptırılamayacağını, bunun da iş hayatında yaşadığımız bir çok sorunun çözümünde etkili olduğunu söyledi. “Birlikte çalıştığımız ya da yönettiğimiz arkadaşlarımızı ikna etmek için hangi yöntemleri kullanıyoruz? Atın yanında durduğunuz zaman onu kırbaçla, zorla, kızarak, sıkıştırarak ikna edemeyeceğinizi anlıyorsunuz”.

At Söylenen Değil Duyguya Bakar

Atlarla birlikte deneysel öğrenim programları verdiğini söyleyen Aydın Soysal, “Bir yönetici, çalışan, baba, anne, daha doğrusu insanoğlu dört ayaklı bir başka canlı karşısında kendini sorguluyor ve eksikliklerini algılıyor. At, karşısındaki kişinin söylediklerine göre değil, içtenliğine yani sözsüz iletişimine güvenirse onunla birlikte bir iş yapmayı kabul ediyor. Bir önceki cümlede “at” yerine “ekibim, çocuğum, arkadaşım, eşim” koyup yeniden okursanız atın aslında bir metafor olduğunu, önemli olanın kendinizi değişik durumlarda ne kadar açık ve içten konumlandırdığınız olduğunu anlayabilirsiniz” dedi.

At Konuşmaz Ama Dinler

Atların beyninin yapı ve çalışma olarak insan beyninden farklı olduğu için insanların söylediklerine değil, etrafından gelen uyarıcıların onları nasıl hissettirdiklerine göre reaksiyon verdiklerini sözlerine ekleyen Aydın Soysal, “4 saniyede 40 kilometre hıza çıkabilen ortalama yarım ton ağırlığında, sizden daha güçlü ve aynı dili konuşmadığınız bir canlıya ne yapmak istediğinizi nasıl anlatırsınız? Üstelik bu hayvan sizin gibi düşünmüyor da. Atlar, iletişimin konuşmaktan çok dinlemek olduğunu bizlere gösteriyor” dedi.

Ne Atçıyım, Ne de At Uzmanı

“25 yıl profesyonel iş hayatında çalıştım. Hobi olarak ara ara ata biniyordum daha doğrusu bindiğimi sanıyordum ama at benimle aynı fikirde değildi. Atın saatlik maaşını vermiştim ve sanki böylece üzerinde beceriksizce zıplama hakkını satın almıştım. Emekli olduktan sonra Houston ve İngiltere’de ata binmeden atlarla zaman geçirip eğitimlere katıldım. Önce kendimle ve sonra başkalarıyla iletişimle ilgili gerçek bir tecrübe yaşadım. Hala mükemmel bir binici değilim, zaten bu aktiviteyle atçı olmuyorsunuz, at uzmanı olmuyorsunuz ama kendinizle ilgili büyük bir farkındalık yaşıyorsunuz” diye sözlerini sürdüren Aydın Soysal şöyle konuştu:

Atın Öğrettiklerini Anlamak

Pazarlama, satış, kriz yönetimi, liderlik, stratejik düşünme, inovasyon, takım olma, liderlik gibi eğitimlerin tümünde atlarla çalışıyoruz. Örneğin pazarlama konusunu işliyorsak Brand Essence Wheel (Marka Özü Çemberi) yola çıkarak tüketiciye ve müşteriye ne kadar doğru yaklaştığımızın analizini atlarla gerçekleştiriyoruz. Tüm anlattıklarımızı atla yer çalışmaları yaparak deneyimliyoruz. Aktivitelerimizde ata binmediğimizden katılımcıların at ya da binicilik deneyimi olması gerekmiyor.

At kendisine nasıl yaklaştığınızla ilgili bir bildirim veriyor. O an korkuyor musun, kararsız mısın, kafan onunla değil mi at bunların tümünü hissediyor ve sana geri bildirim veriyor. Katılımcıların atla birlikteyken sergilediği davranışları ve atların geri bildirimini birlikte değerlendiriyoruz. Evde, işte, hayatın başka alanlarında ve ilişkilerinde benzer durumlarla karşılaşıyor musun? Karşındaki seni anlamıyor değil de sen kendini anlatamıyor olabilir misin? İşe yaramadığı halde aynı yöntemi kullanıyor olabilir misin? Sürekli kontrol edeyim derken yolu kapayan sen olabilir misin?”

Atlar Hakkında Bilinmeyenler

– Atları kandıramazsınız, onlar da sizi kandırmaz ve “mış” gibi yapmaz.
– İletişimde atları kandıramazsınız, eğer kafanız başka bir işle meşgulse at sizin istediklerinizi yapmak istemeyecektir.
– Atların sizin korkunuzu, acınızı, neşenizi ve heyecanınızı hissedebilir. Sizin istemli ya da istemsiz verdiğiniz mesajları anında yakalar ve direkt geri bildirimde bulunurlar.
– Atlar ayakta uyuyabilirler. Kendilerini güvende hissettikleri bir ortamda bacaklarını kilitleyip ayakta 15-20 dakika kestirebilirler.
– Atların ana odağı hayatta kalmaktır. Atlar tüm ot oburlar gibi “ot yiyeyim ama kimse de beni yemesin” diye bakar. Tüm hayvanlarda bu duygu vardır. İşte de temel mesele, en temel içgüdü de budur zaten.
– Tüm ot obur hayvanlarda olduğu gibi atların da gözleri yandadır. Çevrelerini kontrol edip gelebilecek tehlikelere karşı her an tetikte olmak isterler.
– Gözlerinin her biri ayrı yöne bakabilir. Atlar çevrelerini yaklaşık 345 derece görür. Sadece kuyruklarının arkasını ve burun uçlarını göremez.
– Tüm etoburların gözleri ise öndedir. Kovalamak, hedefini yakalamak, bir başka deyişle avlamak insanların kariyer olarak ilerlemek, para kazanmak gibi ileri odaklı çabalarıyle eşleştirilebilir.
– Hem ot obur hem de et obur olan insanın ana asıl meselesi bu iki tezat doğasını dengede tutabilmektir.

Geri «
İleri »
Tren SeferleriOtobüs SeferleriRüya TabirleriYemek TarifleriSinema Telefonlar