Bilim ile Medyayı Buluşturan Kalem

  • Aydın Gazete
  • 23 Kasım 2016
  • Yorumlar Kapalı

  
Her gün haberlerde çok farklı görüntülerle karşılaşıyoruz. Bu haberlerin veriliş diline göre tepki gösteriyoruz. Yani duygularımızı haberi yapan gazetecinin ellerine güvenle teslim ediyoruz. Peki, gördüklerimiz ya da okuduklarımız ne kadar doğru? 
Bilim Dünyası’nın dilini çözerek, en yalın anlatımla haber ve röportajlar hazırlamayı kendine amaç edindiğini anlatan Sağlık Editörü Esra Öz, sağlık haberciliğinin sağlıklı bir toplum ve gelecek açısından önemli bir unsur olduğunu kaydetti. Haber ve röportajlarını
bu bilinçle hazırladığını ve yayına sunduğunu ifade eden Öz, bilim haberlerine özel bir ilgisinin olduğunu belirterek, “Gazeteciler haberlerini kurgularken akıllarındaki ilk mesaj işledikleri konunun haber değeri taşımasıdır. Bunda da insanların tepkilerini
harekete geçirmeyi hedeflerler. Acı, korku ya da umut dolu bir haber olmalıdır ki, öncelikle haber müdürünün onayını alıp, yayınlanabilmesini sağlayabilsin. Ardından da okunma ya da izlenme rekorları kırıp, sosyal medyada gündemi değiştirebilsin.
Bunlar medyanın
arka bahçesi olduğu için herkes bilmeyebilir, ancak olayları ele alırken algılarımızla oynanmasına engel olmak adına bu işin arkasındaki mantığı iyi anlamakta fayda var. “Gözümle gördüm, daha ne olsun” diyenlere, bilimin vereceği cevaplar bizleri çok şaşırtabilir.
Henri-Louis Bergson’un dediği gibi; “Gözler, sadece zihnin kavramaya hazır olduğu şeyleri görür.” Beynimiz bize ne gördüğümüzü söylüyorsa onu görürüz. Üç boyutlu dünyayı iki boyutlu hale indirgenmek gözde başlar. Nesnelerden yansıyan ışık göz bebeğinden içeri
girer. Görmenin ilk adımı olan gözler, dünyanın ters yüz edilmiş baş aşağı görüntüsünü algılar. Betty Edwards’ın “Beynin Sağ Tarafıyla Çizim” isimli kitabında anlattığı gibi, “Bir nesneyi baş aşağı çizmek hatlarını doğru yakalamanın çok iyi bir yoludur. Çünkü
bu şekilde bildiğinizi değil, gördüğünüzü çizmiş olursunuz” der.
Bu nedenle görsel algı bizleri yanıltıyor olabilir. Bu konuyla ilgili de psikologlar ikiye ayrılmış durumda. Duyu organlarından gönderilen bilginin, algının temelini nasıl oluşturduğunu anlamaya
çalışıyorlar. Algının uyarıcılarla elde edilen bilgiye ne kadar bağlı olduğu tartışılıyor. Bilginin işlenmesi ile ilgili iki kuram var. Psikolog Richard Gregory, göze ulaşan bilginin yaklaşık yüzde 90’ininin beyne ulaşamadan kaybolduğunu hesapladı. Beynin
bundan sonrasında bir gerçeklik algısı oluşturmak için geçmiş deneyimleri kullandığını söylüyor. Duyular vasıtasıyla çevreden gelen bilgilerin geçmiş deneyimlerle birleştirilerek algı oluşturuluyor” dedi.
Görsel algı ve haberler konusunda Öz şunları söyledi: “Daniel Simons ve Daniel Levin ise, dünyayı ne kadar doğru olarak algıladığımızla ilgili çok farklı çalışmalar yapıyor. İşte çalışmalarından bir tanesi şöyle; İçinde tek bir oyuncunun yer aldığı bir
kısa film izlediğinizi düşünün. Adam omlet yapıyor. O pişirmeyi sürdürürken kamera aniden başka bir açıdan çekmeye başlıyor. Yeni sahnede oyuncu farklı biri olsaydı, fark eder miydiniz? Gözlemcilerin üçte ikisi fark etmiyor.
İşte buna “Değişim Körlüğü” deniyor. 
Dikkatli bakmamız olayları nasıl yorumladığımızla alakalı. David Eagleman’ın dediği gibi “Görmek, bakmaktan fazlasını gerektirir.” Bakabiliriz, ancak olayları net şekilde görmeyebiliriz. İşte bu nedenle haberleri daha farklı bir düşünce ile incelemek gerekiyor.
Size sunulan kadarını öğrendiğiniz olayların arkasında aslında olanlar, anlatıldığı gibi mi?”
Bilimsel çalışmaların Türkiye’de yaygınlaştırılması gerektiğinin altını çizen Öz,  medyanın da bilim dünyası hakkında daha fazla haber yayınlaması gerektiğine dikkat çekti. 
 
Medya Bilgi İle Dünyayı Aydınlatır
 
Medyanın artık insanların hayatını yönlendiren bir sistem haline geldiğini vurgulayan Öz, şunları söyledi: “Çünkü medya aslında sizin hayatınızı yönlendiriyor, düşüncelerinizi, yasama şeklinizi, alışverişinizi, insanlarla iletişiminizi kısaca siz farkında
olmadan sizi yönetiyor. Bu nedenle medya ile iletişiminizde mutlaka bir süzgeç kullanmak, kendi kararlarınızı almanızda size yardımcı olacaktır. Gazetecilerin bakış açısı ile hayata bakmak aslında farklılıkların farkına varmayı sağlıyor. Bu anlamda da haberler
aslında hayatımıza ışık tutuyor. Bunu çok kolay bir şekilde elektrik devre sistemi ile anlatabilirim.
Bilim insanı ve sağlık çalışanı bilgi kaynağı olarak elektrik devresinin “pil” görevini görür. Çünkü, yakıta ihtiyaç vardır ve yakıt için bilgi gerekir. Gelen
bilgi “anahtar görevi” gören gazetecinin sayesinde habere dönüşür ve “lamba” yanar. Lambanın ışığı ile etraf aydınlanır. Aslında medya tam olarak bunu yapar, bilgi ile dünyayı aydınlatır.  Mustafa Kemal Atatürk ‘un bu konudaki sözü de kulaklarda çınlar: “Gazeteciler,
gördüklerini, düşündüklerini, bildiklerini samimiyetle yazmalıdır.”  
Sağlık Haberlerine Farklı Bir Bakış kitabının yazarı Öz,  sağlık okuryazarlığı alanında halka ve sağlık profesyonellerine eğitimler veriyor. 



Geri «
İleri »
Tren SeferleriOtobüs SeferleriRüya TabirleriYemek TarifleriSinema Telefonlar