Koçarlı’daki Gizemli Antik Kent: AMYZON

  • Aydın Gazete
  • 23 Ekim 2016
  • Yorumlar Kapalı

Ekodosd Açıklaması;


Eski Çağda Menderes’in Ötesi kitabının yazarı George E. Bean, 1940’lı yıllarda Batı Anadolu’da eski yerleşimleri gezerek, antik yazıtları arayıp, yaptığı araştırmalarda birçok antik yazıt tespit etmiş ve arkeolojik geziler yapmış. Gezdiği antik yerleşimlerden biri, halk arasında Mazın Kalesi olarak bilinen, Karya şehirlerinden olan Amyzon’dur. Söke’ye bağlı Çavdar’ın doğusuna, Koçarlı’ya bağlı Gaffarlar ve Yağcıdere’nin güneyine düşen Amyzon’un, geniş bir coğrafya üzerine kurulduğu görülmektedir. Birkaç kazı çalışması yapılmışsa da kentin tam olarak meydana çıkarılmadığı görülmektedir.

Adı ilk kez M.Ö. 5. Yüzyılın ortalarında Attika-Delos Deniz Birliği vergi listelerinde geçen Amyzon’da, yüzeyde görülen kalıntıların en görkemlisi yüksekliğinin 6.1 mt. Yüksekliğinde, 1.68 mt. Kalınlığında ve 137 mt. Uzunluğunda olan özenli işçilikle yapılan şehir duvarlarıdır.

M.Ö. 300 civarına tarihlenen ve isodomik bloklarla inşa edilen duvarlar oldukça gösterişli olduğu gözlenir. M.Ö. 4. Yüzyılda, Hekatomnos sülalesinin yönetimi sırasında kıyıdaki Yunan kentleri model alınarak gelişmeye başlayan Amyzon’un, Hıristiyanlık döneminde psikoposluk merkezi olduğu bilinmektedir. Kentteki önemli kalıntıların görüldüğü yerlerden biri de, yazıtlarda bahsedilen Apollon ve Artemis tapınağının olduğu alandır. Şehir duvarlarının hemen arkasında kemerli çatıya sahip 12 adet yeraltı odası mevcuttur. Ambar oldukları tahmin edilen yer altı odalarının hepsinin birbirine paralel olarak sıralandıkları görülür.

24.4 mt. Uzunluğunda, 4.27 mt. Genişliğinde, 2.784 mt. Yüksekliğinde inşa edilen odaların bozulmadan bize kadar ulaştığı, ancak günümüzde ineklerin yaşadığı bir yer olarak kullanıldığı görülmektedir. Amyzon içinde bulunan ve yüzlerce yıllık tarihe tanıklık etmiş menengiç ağaçlarının varlığı çok önemlidir. Tarihin olduğu yerde doğanın korunabildiğinin bir göstergesidir. Her mevsim farklı çiçeklerin açtığı, değişik meyvelerin yetiştiği Amyzon, hem arkeoloji hem botanik tutkunlarının doğa ve tarihi aynı anda inceleyebilecekleri bir yerdir. 1940’lı yıllarda, Amyzon’a gelen Fransız ya da İngiliz olabileceği söylenen bir arkeolog burada çalışmalar gerçekleştirmiş. Yapılan kazılarda çalışacak işçileri Yağcıdere, Dereköy, Gaffarlar ve Akmescit köylerinden sağlamış. Kendisi de Yağcıdere köyünde bölge taşlarından yapılmış otantik bir evde kalmış.

1940’lı yıllarda köyün tek gazete okuyan adamı Hazim Afacan’ı da işçilerin başına yerleştirmiş. O dönemde 3-4 yaşlarında olan ve bugün 73 yaşındaki oğlu İlhan Afacan “Kazı yapan yabancı arkeolog beni çok sever ve sürekli bisküvi verirdi. Ben de o yüzden sürekli kazının olduğu Amyzon’a götürmesi için babama yalvarırdım. “

Kazı çalışmasına katılanların içinde hayatta kalan tek kişi bugün 84 yaşında olan Ahmet Ali Çalışkan. O dönemde 14-15 yaşlarında olduğunu söyleyen Çalışkan, küçük olmasından dolayı kendisine 2,5 TL. yevmiye verildiğini, kazı yapan yabancının en çok sevindiği anın, taşların üzerindeki yazılar olduğunu söyledi. 

Yazılı taşlar bulunduğunda, üzerine bir kağıt koyarak bunların kopyalarının alındığını ve birkaç yıl sonra aynı kişinin tekrar geldiğini anlattı. Burada araştırma yapan kişinin aynı tarihlere rastlayan George E. Bean’ mi yoksa başka bir kişi mi olduğu, Afacan’ın babasına gelen mektuplar bulunduğunda anlaşılacak. Amyzon antik kentinde jipe benzeyen büyük bir taşın kaybolduğu, defineciler tarafından alanın sürekli talan edildiği söylendi.

Amyzon antik kentinin ören yeri statüsünü kazanması için, bilim insanlarının burada bir kazı çalışması yapması gerekiyor. Kazı çalışmalarından sonra Amyzon gün ışığına çıktığında, Aydın, doğayla tarihin iç içe olduğu, turizme de kaynak sağlayacak çok önemli bir arkeolojik alan kazanmış olacaktır. Aynı zamanda alan çevrilerek, bekçisiyle denetimleriyle kaçak kazı yapanların tahribatından korunacaktır.

Geri «
İleri »
Tren SeferleriOtobüs SeferleriRüya TabirleriYemek TarifleriSinema Telefonlar