Bu Güzelliği Bozmaya Kimsenin Hakkı Yok

  • Aydın Gazete
  • 26 Mart 2016
  • Yorumlar Kapalı

LATMOS’UN FISTIK ÇAMLARI
Antik adı Latmos olan Beşparmak Dağları’nın kuzey bölgesi, Türkiye’de oldukça lokal bir yayılış gösteren fıstık çamı (Pinus pinea) ormanlarının en geniş örneğine ev sahipliği yapmaktadır. Brokoli görünümlü yemyeşil çamlar, Latmos’un kayaçlarıyla olağanüstü bir doğal peyzaj oluşturmaktadır. 
Türkiye’de en yoğun bulunduğu yöreler Aydın Latmos, İzmir Bergama Kozak olan fıstık çamları, Akdeniz ikliminin hakim olduğu İspanya, İtalya, Portekiz gibi ülkelerde, Girit Adası ve Mora yarımadasında da geniş topluluklar halinde görülmektedir. Ülkemizde genellikle yemek ve tatlı çeşitlerinde kullanılan çam fıstığı, halk arasında küner olarak adlandırılmaktadır. 
İhracatı yapılan çam fıstığının, bazı ülkelerde beslenme dışında ilaç ve kozmetik sanayinde de kullanıldığı görülmektedir. Latmos’un kuzeyinde ve doğusundaki köylerin ekonomisi büyük ölçüde bu ağaçlardan elde edilen künere bağlıdır. Ekonomik getirisi fazla olduğundan burada yaşayan yöre insanları fıstık çamlarına gözü gibi bakmaktadır. 
Yenecek hale gelinceye kadar çok zahmetli aşamalardan geçen çam fıstığının en zor işi ağaçtan kozalak düşürmektir. Ayaklarındaki lastik ayakkabılarla, adeta bir maymun çevikliğiyle 15-20 metre yüksekliğindeki ağaçlara bır çırpıda tırmanan kozalak toplayıcılar, hiçbir güvenlik tedbiri olmadan ellerindeki uzun sopalara bağlı kiye adını verdikleri çengellerle, ağacın başında daldan dala atlayarak kozalakları düşürmektedir.
İşlerini büyük bir ustalıkla yapan bu toplayıcılar, bazen de dengesini kaybederek önemli sakatlıklar geçirmekte, hatta bazen de ölümle sonuçlanan olaylar görülmektedir. Hayatlarını hiçe sayarak ölümüne mücadele eden bu insanları küner yerken bir an olsun hatırlamak gerekir. Ama en önemlisi de bu insanların kozalak düşürürken, ağaçtan düşmeden kendilerini koruyacak bir sistemin bulunması ve araştırılmasıdır.
Latmos’un bakir coğrafyasında fıstık çamlarındaki kozalakları sadece yöre insanları toplamıyor. Sincaplarında en çok sevdiği yiyeceklerin başında çam fıstıkları geliyor. “Herkes nasibini yiyecek” diyen köylüler, sincaplarla barışık bir şekilde yaşamlarını sürdürüyor.
Ocak ayında başlayan toplama işlemi, Nisan-Mayıs aylarına kadar sürüyor. Toplanan kozalaklar yaz aylarında sıcağın etkisiyle kendiliğinden açılıyor. Ancak mahsulünü bir an önce paraya çevirmek isteyenler geleneksel sistemi harekete geçiriyor. Kozalaklar önce sıcak suda kaynatılıyor. Daha sonra kaynayan kozalaklar çıkarılıp istifleniyor ve kazana yenileri konuluyor. Bu aşamadan sonra kadınlar devreye giriyor. Kaynamış kozalaklar kadınların önüne yığılıyor. Kadınlar ağzı keskin olmayan satırlarla kozalağın pullarını tek tek açarak, posasıyla fıstığın içinin olduğu kısmı ayırıyorlar. Bundan sonrası fabrikasyon sisteme, kırma makinelerine ve iç fıstığın çıkarılacağı fabrikaya kalıyor. Dikkat gerektiren bu işte de kadınlar çalışıyor. Talebe göre fırınlamaları yapılarak, paketlenip ihracata ve iç piyasaya hazır hale getiriliyor.
Fısıtk çamının hiçbir şeyi yabana gitmiyor. Budanan dallar ya da çürüyen ağaçlar, arazilerin arasında sınır çiti olarak kullanılıyor. Künerler çıkarıldıktan sonra kalan kabuklar yakacak olarak kullanılıyor.




Latmos’taki brokoli görünümlü fıstık çamlarının geleceğini olumsuz etkileyen en büyük tehdit maden ocaklarıdır. Yemyeşil ağaçları yok edip, doğayı bozarak bir kere maden çıkarmak yerine, gelecek nesillerin yüzlerce yıl geçimini sağlayabileceği fıstık çamlarını korumak daha kazançlı olacaktır.
Latmos’taki fıstık çamlarının korunması, burada yaşayan bölge insanının da korunmasıdır. Doğal ve kültürel zenginlikleriyle açık hava müzesi niteliğinde bir coğrafya parkı gibi olan ve 8000 yıldan günümüze burada yaşayan insanların bizlere bıraktığı kültürel mirasları barındıran Beşparmak Dağları’nın geleceği Milli Park yapılmasına bağlıdır.
Daha henüz turizm faaliyetleri başlamamışken bile, yabancılara çok ilginç gelen şemsiye görünümlü bu ağaçlar ve kozalakları toplayan insanlar büyük ilgi görmektedir. Gelen her yabancı Latmos’a hayranlık duyarak geri dönmektedir. Doğal ve kültürel zenginliklerin yanı sıra, Latmos’ta yaşayan insanları tanımanın, onların geleneksel yaşamını görmenin, yerel mutfağın lezzetlerini tatmanın mutluluğunu yaşamaktadır.
Milli Park olmasından sonra burada geliştirilecek kontrollü ekoturizm faaliyetlerinden en çok yararlanacak olanlar bölge insanlarıdır. Daha şimdiden gelen gruplara kendi ürünlerini satarak ekonomilerine katkı yapan yerel halk, aynı zamanda Anadolu insanının misafirperverliğini göstermekte ve Latmos kültürünü tanıtmaktadır. Latmos’ta yaşayan çocukların oyuncağı bile fıstık çamının kozalağıdır. Yemyeşil fıstık çamları arasında yürüyen insanlar mutludur.
8000 yıl önce burada yaşayan insanlar Latmos’un kayalarına mutluluğun resmini çizmişlerdir. Bu mutluluğu bozmaya kimsenin hakkı yoktur.

Geri «
İleri »
Tren SeferleriOtobüs SeferleriRüya TabirleriYemek TarifleriSinema Telefonlar