İzmir’in Betonlaştırılmasına Hayır

  • Aydın Gazete
  • 24 Haziran 2017
  • Yorumlar Kapalı

Cumhuriyet Halk Partisi İzmir Milletvekili Murat Bakan, İzmir’de imara açılan alanlarla ilgili İzmirlilerin duyduğu rahatsızlığı dile getirdi, Çevre ve Şehircilik Bakanlığını eleştirdi. Çeşme’den Selçuk’a, Kemalpaşa’dan Çiğli’ye kadar gerek ‘tarım alanı’ olan arazilerin ‘kentsel gelişim alanı’ olarak değiştirilmesinin, gerek sit alanlarının derecelendirmelerinde yapılan değişikliklerin “İzmir’in betonlaştırılması” yolunda atılan adımlar olduğunu ifade eden Bakan, Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki tarafından yazılı olarak yanıtlaması istemiyle soru önergesi verdi. 

28 FUAR ALANI BÜYÜKLÜĞÜNE DENK GELEN ALANLAR BETONLAŞIYOR!

İzmir’in doğal ve tarihi güzelliklerinin hızla tüketildiğine dikkat çekerek, tarım arazilerinin önemin vurgu yapan Bakan, “İmara açılan alanların önemli bölümü; ‘Birinci Derece Sit’, ‘Doğal ve ağaçlık Karakteri Korunacak Alan’, ‘yeşil alan’, ‘ağaçlandırılacak alan’, ‘Arkeolojik Sit’ ya da ‘tarım alanları’ kapsamında yer alıyor. İzmir genelinde pek çok yerde değiştirilen sit dereceleri nedeniyle, imara açılan bin 400 hektar alanın içindeki sit alanlarında inşaat yapılmasının önünde engel kalmadı. Örneğin Selçuk’ta 160 hektar ‘tarım alanı’na imar verildi. ‘Korunacak tarım alanı’ olarak belirlenen, bugüne kadar tarımsal yapısını ve ağaç dokusunu korumuş kentsel sınırlayıcı yeşil kuşak görevini üstlenen alanlar yapılaşmaya açıldı. İzmir’de 28 adet fuar alanı büyüklüğüne denk gelen alanlar betonlaşmaya bırakıldı. Tüm bunlar İzmir’in betonlaştırılması yolunda atılan adımlar. İzmirliler olarak ‘İzmir’in betonlaştırılmasına hayır’ diyoruz!” diye konuştu. 

CHP’Lİ BAKAN, ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI’NA ŞU SORULARI SORDU: 

İzmir yılda 3 mahsül alan dünyanın en verimli ovalarına sahip bir kenttir. Tarım İzmir’in dünyaya açılmasını sağlamış, yüz yıllarca kent incir, tütün, pamuk gibi ürünleri dünyaya ihraç etmiştir. İmara açılan alanların ne kadarı tarım alanıdır? Buna ilişkin bir değerlendirme yapılmış mıdır?

Ayrıca, Türkiye’nin doğal ve tarihi güzelliklerinin hızla tüketildiği ve kıyıların betona teslim edildiği bir süreçte sit alanlarının daraltılmasının zarar görmesinden imtina ettiğimiz tarihi, doğal, arkeolojik alanların korunmasında zaafiyet yaratabileceği göz önünde bulundurulmuş mudur?

Bu kararlar alınırken koruma kurullarının Sit derecelerini değiştirmelerine sebep olacak ne gibi yeni bilimsel veriler ortaya konmuştur?

Geri «
İleri »
Tren SeferleriOtobüs SeferleriRüya TabirleriYemek TarifleriSinema Telefonlar