Gıdada Yeni Tartışma Konusu Palm Yağı

  • Aydın Gazete
  • 22 Haziran 2017
  • Yorumlar Kapalı

Ceren Çeliksatır-Ahmet Gömez

Gıdada yeni tartışma konusu; palm yağı. Tartışma, Avrupa Gıda Güvenliği Derneği ( EFSA) tarafından yayınlanan rapor ile başladı. Raporda, 200 derece üzerinde ısıtılan palm yağının kanserojen madde ürettiği ve diğer bitkisel yağlardan daha tehlikeli olduğu bilgisine yer verildi. Türkiye’de bu konuda bilimsel çalışmalar sadece Ege Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Gıda Mühendisliği Bölümü tarafından yapılıyor.

EFSA raporunun temel konusunun 3-MCPD(3-Monocloropropan 1,2-diol) denilen proses bulaşanı olduğunu belirten Ege Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Gıda Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi  Yrd. Doç. Dr. Fahri  Yemişçioğlu, palm yağı ve fraksiyonları sayesinde gıda sektörü trans yağ asitlerini minimize ettiğini ve  ortadan kaldırdığını söyledi.

Yrd. Doç. Dr. Yemişçioğlu, “Bizim ekibimiz bu konuda iki TÜBİTAK projesi tamamladı. Ayrıca konu ile ilgili iki yüksek lisans, bir doktora ve bir TAGEM projesi bulunuyor. EFSA raporu proses bulaşanını yağlara atfediyor. Kötü kaliteli ham maddeyi, kontrolsüz koşullarda işlerseniz bu bulaşanın riski oluşur” diye konuştu.

Palm yağı, ağırlıklı olarak Malezya ve Endonezya’da ekimi yaygın olan Palmiye meyvesinden elde edilen doymuş yağ asidi seviyesi dengeli yarı katı bir yağ olarak tanımlanıyor. Renge, kokuya, tada sonuç olarak gıdanın lezzetine olumsuz bir etki bırakmaması ve trans yağ içermemesi nedeniyle gıda sektöründe çok tercih ediliyor.

Gıda sanayisinde ağırlıklı olarak margarin üretiminde, unlu mamuller, pasta, çikolata, dondurma ve benzeri ürünlerde kullanılıyor. Ayrıca kızartmalık yağ olarak restoranlarda yaygın olarak kullanılıyor. Kozmetik sektöründe de palm yağı içerikli ürünler var. Türkiye’de palm yağı tüketimi yaygın ve her geçen gün daha da arıyor.

RAFİNASYON SÜRECİNİ KANSER İLE ANMAK YANLIŞTIR

Yrd. Doç. Dr. Yemişçioğlu, “Biz zeytinyağını alır rafine edersek bu rafine etmek mecburiyetinden kaynaklanır. Sektör gel şunu bir rafine edeyim de insanlara toksik bir şey yedireyim demiyor. Rafinasyon sürecini kanser yapmayla aynı anda anmak oldukça yanlıştır. 20-30 sene önce trans yağ asidi problemi çıktı. Trans yağ asitlerinin problemini çözmek için sektör interesterifikasyon diye bir teknolojiyi geliştirdi. Palm yağını mucizevi bir şekilde sektörün içerisine soktu ki trans yağ asitlerinin panzehiri olarak palm yağı bu sektöre girdi. Bırakın palm yağının kanser yapıyor, risk oluşturuyor gibi sözlerini palm yağı ve fraksiyonları sayesinde gıda sektörü trans yağ asitlerini minimize etti, ortadan kaldırdı. EFSA raporunun konusuna baktığımızda;  3-MCPD bir proses bulaşanı da diğer tüm bulaşanlar ve olumsuzluklar gibi  kötü kaliteli  ham maddeden kontrolsüz koşullarda işlenme suretiyle oluşur” dedi. 

Günümüzde üretim denilen şeyin markayla bağdaştırıldığını ifade eden Yrd. Doç. Dr. Yemişçioğlu, “Biz gıda alanında çalışan insanlarız fakat aslında bizler de tüketiciyiz. Bizde evimize alışveriş yapıyoruz. Biz de gıda ürünlerini tüketiyoruz. Bugün üretim demek marka demektir. Bir markayı bir ürüne koyup bunu ambalajladığınız zaman, ham maddeden tüketiciye ulaşana kadar bu markanın güvencesi altındadır” dedi.

RAHATSIZLIĞIN EN BÜYÜK BOYUTU STRESTİR

İnsan sağlığının en büyük tehdidinin stres altına yaşamak olduğunun altını çizen Yrd. Doç. Dr. Yemişçioğlu, “Teknoloji bir şeyi bozmak için değil ondaki riskleri ortadan kaldırıp tüketici güvenle tüketsin diye vardır. Rahatsızlığın en büyük boyutu stres altında yaşamaktır. Tüketiciyi bilinçlendirecekken spekülatif açıklamalarla huzursuz etmek, tedirgin etmek doğru bir hareket tarzı değildir. Teknoloji sorunları ortadan kaldırmak için vardır. Problemleri makyajlamak, insanlara olmadık şeyler yedirmek için değildir” dedi. 

Gıda kontrol sistemi, gıda denetim sisteminin güvenli gıdanın esası olduğunu vurgulayan Yrd. Doç. Dr. Yemişçioğlu, “Gıda denetim sisteminin üç ayağı bulunur. Birincisi tüketicinin bilinci, ikincisi devlet, üçüncüsü üreticinin ham maddeden sofraya sistematik kontrolleridir. Bu üç ayaktan bir tanesi dengesizleşirse, bozulursa o sistem çöker, güvensizliğe yol açar, halk sağlığını tehdit eder. Doğru bilgi üzerinden hareket bizi asla yanıltmaz.

Biz bu üç ayağı bilimle, teknolojiyle, doğru bilgiyle donatırsak insanlar güvenilir ürün tüketirler. Burada güvenilir ürün denilen şey illa belirli büyüklükte şirketlerin ürettiği ürün değildir ama butik üretimi desteklemek demek de şirket güvensizliğiyle sistem güvensizliğiyle açıklanamaz. Biz gücümüzü ulusal tarımımızı da geliştirecek şekilde birleştirir ve sistemi doğru kurgularsak, Türkiye’nin  tarım ve  gıda sektöründe önünün açık olacağına inanıyorum” diye konuştu. 

Geri «
İleri »
Tren SeferleriOtobüs SeferleriRüya TabirleriYemek TarifleriSinema Telefonlar