Hayalinin Peşine Paris’e

  • Aydın Gazete
  • 28 Ocak 2017
  • Yorumlar Kapalı

Lise yıllarında genetik mühendisi olmayı hedefleyen İzmirli Defne Aksoy, hayaline ulaşmak için engel tanımadı. Yurtdışında okuyan yaşıtlarının büyük çoğunluğunun aksine sözel değil, sayısal alana yönlen kendi tabiriyle “kimsenin seçmediği” bir bölümü seçen Defne, zor olanı başardı ve Fransa’nın önde gelen üniversitelerinden, dünyada ilk 150 üniversite arasında gösterilen Diderot Üniversitesi Biyoloji Bölümü’ndeki sınıfında okuyan 3 yabancı öğrenciden biri oldu. En büyük hedefi insanoğlunun başına bela olan hastalıklarla uğraşmak olan Defne, kendi araştırma laboratuvarı kuracağı günlerin hayali ile yaşıyor.

Dünya vatandaşı eğitimi

Öğrenim hayatı boyunca Fransızca eğitim gördüğünü anlatan Defne Aksoy, “Genetik mühendisliği eğitimi Türkiye’de de var ancak ben önce Piri Reis’te ardından Saint Joseph’te, Fransızca öğrenim gördüm. Bu avantajı kullanmak istedim. Bu okullarda bizi sınavlarda başarılı olacak bir yarış atı gibi değil, bir dünya vatandaşı olarak eğittiler. Yurtdışında okursam küçüklükten beri edindiğim farklı bakış açısı ile bakma yeteneğimi daha fazla geliştirebilecektim. Bu yüzden de bu yolu tercih ettim” dedi.

Yurtdışında okumaya karar verenlerin sözel bölümlere yöneldiğini belirten Aksoy, “Fransa’ya gidenlerin büyük çoğunluğu hukuk, ekonomi gibi sözel bölümlere yöneliyor. Ben hayalimden vazgeçmedim ve Diderot Üniversitesi’ne kabul edildim. Genetik mühendisi olabilmek için biyoloji okuyorum. Çünkü Fransa’da önce ana dalda eğitim görülüyor ardından branşlaşılıyor. Dolayısıyla genetik daha sonraki eğitimim olacak” diye konuştu.  

Fransa’da okumaya karar verdikten sonra İzmir Bizim Okul Eğitim, Sağlık ve Kültür Vakfı’ndan çok büyük yardım gördüğünü anlatan Defne Aksoy, “Ben kesin kararımı verdikten sonra vakıf ile bağlantıya geçtim. Daha yeni yeni faaliyete geçmeye başlamışlardı ancak yine de çok yardımları oldu. Seçmem gereken okullar, sıralama gibi konularda yol gösterdiler. Doldurulması gereken çok sayıda form var onlar doldurdu, benim için saatler süren telefon görüşmesini onlar yaptı hatta kaydığım yurdu bile onlar sayesinde buldum. Fransa’ya kısa sürede uyum sağlamamda en büyük etken vakıf ve çalışanlarının her konudaki yardımı oldu. Hala da beni takip etmeye devam ediyorlar” dedi. 

Filmlerdeki gibi ama kamera arkası da var

Paris’te meydana gelen patlamaların hemen ardından Fransa’ya gittiğini, kısa bir süre tedirginlik yaşasa da atlattığını anlatan Defne Aksoy, yurtdışında öğrenci olmanın iyi yanları olduğu gibi zorlayan yanları olduğunu da söyledi. Aksoy, “Çok değişik bir hayat var hiç beklediğim gibi değil. “Öğrenci hayatı” diye birtakım geyikler döner ya ama ben orada şu an filmlerdeki gibi bir hayat yaşıyorum.  Sabah kalkıyorum dışarıdan kahvemi alıyorum okula gidiyorum eve gelip evi topluyorum ders çalışıp uyuyorum. Paristeyim. Tabi bu güzel tarafı bir de filmin kamera arkası var. Herşeyi tek başıma yapmam gerekiyor. Üniversite için başka bir kente gitmekten daha zor. En basiti ailen istediği zaman yanına gelemiyor. Onun dışında faturalar, alınması gereken izinler hepsini kendi başınıza halletmeniz gerekiyor. Ancak belli bir düzene girince herşey daha rahat oluyor”diye konuştu. 

Hayali kendi laboratuvarı

Okulu bitirip kendi laboratuvarını açacağı günleri iple çektiğini ifade eden Defne Aksoy, “En büyük hayalim Fransızca konuşulan bir ülkede kendi laboratuvarımı kurarak insanoğlunun başına bela olan hastalıklara çare aramak. Bu gerçekleşene kadar da insan genetiği üzerinde çalışma yapacağım dünyada herhangibir yerde yaşayabilirim çünkü şimdiye kadar hep bir dünya vatandaşı olarak eğitim gördüm” dedi.

Geri «
İleri »
Tren SeferleriOtobüs SeferleriRüya TabirleriYemek TarifleriSinema Telefonlar